Küçücük Bir Kız Çocuğu

küçük bir kız çocuğu
sokak başındaydı
onu gördüğümde
kaldırıma oturmuştu…
kahve-sarı bukle saçları yüzüne kapanmış
küçücük avuçları da yüzünü kucaklamıştı
karşıdaki yıkıntıya bakıyordu sadece
dalgın gibi…
o yaşta bir çocuğun gözleri ne kadar süre dalabilir ki diye düşündüm
ama bildiğin koca adam gibi dalmıştı
hiç bir mimik yoktu yüzünde
çocuk olduğunu düşünmezdim belki de onu görmesem…
sadece ayağının ucunu vuruyordu toprağa
tuhaf bir ritimle
tek hareket  de buydu o küçücük bedende…
neydi derdi neden bu kadar düşünüyordu
onun şu an top peşinde koşması gerekmez miydi yaşıtlarıyla 
peki annesinin çağırması gerekmez miydi sokaktan 
ona en güzel tatlıyı yapıp akşamın bu saatinde 
o tatlıyla kandırması gerekmez miydi diye düşündüm…
sadece onu izlemek istedim
sormadan yıpratmadan
elbet anlarım diye düşünerek sıkıntısını
bekledim…
sabırla ama korkuyla
zamanla ürkerek
içim içimi yiyerek hatta
en son saate baktığımda 3 olmuştu
siz deyin 2 ben diyeyim 2 buçuk saat olmuş
hala kıpırdamıyordu
sadece ayağı hareket ediyordu…
hadi dedim
lütfen Rabbim lütfen sadece oyuncağı kırılmış olsun
tam o sırada ayağa kalktım yanına yaklaşmak için
küçücük avuçlarını gözlerine örttü aniden
ağlamaya başladı hıçkıra hıçkıra
nefesi yetmezcesine
” anne ne  olur bana dön” dedi sadece….
karşıdaki yangının yutmuş olduğu eve bakarak…
                                                    ( 3 mayıs 2011 saat: 01:53)
o dışardan bakıldığında sadece küçücük bir kızdı ama hayat onu çoktan büyütmüştü farkına varsaydık eğer…
not: bu yazının kime neden yazıldığını söylemek istemiyorum ama aslında her çocukta saklı onlarca hikaye var bunu anlatmak istedim. eğer yazmaya kalkışsam sadece çocukların gerçekleri diye sayfalar dolusu kitap olur. şimdi biz ne yapabiliriz ki diye düşünenlere bu lafım hiç bir çocuktan sakınmayın gönlünüzü ve ellerinizi lütfen…

Yorum bırakın