
Bu tatlı şeyin adı Miko.. Bugün bırakıldı avuçlarıma, küçücük bir hediye paketinde elleri ve ayaklarına tutuşturulmuş birer parça ip ile. Beni gülümsetmek niyetiyle verilmişti halbuki ama hiç de öyle olmadı.. Oyuncaklar her yaşta mutlu etmez miydi insanı? Meğer çocukken ‘oyuncak’ bir arkadaş adıymış, büyüdükçe ve anlamlar keskinleştikçe bir oyuncağa bakmak o kadar farklı yerlere o kadar çok ifadeye dalıp gitmene vesile olabiliyormuş ki.. Ne tuhaf çocukken isim vermesen de bir arkadaş şimdi isim bile versen bir oyuncak sadece.. Masumiyet belki de sırf bu yüzden çocuklukta kalıyor, sırf bu yüzden büyüdükçe mutlu olmak biraz daha zorlaşıyor belki de.. Neyse, ilk iş o ipleri kesmek oldu ve Miko şimdi gerçekten gülümsüyor ben de öyle..
Yorum bırakın