Bu yazıya başlamadan önce belirtmek isterim ki bana bu yazıyı yazma cüretini veren şey biraz Karadenizli olmamın yanında aslında saçının her bir teline kadar Karadeniz Kadınlığını yaşatan bir anne tarafından yetiştirilmiş olmamdır..
Yolculuklar, kendini bulmaktan ziyade aramak isteyene arkadaştır. Bir de, hayatın her mevsimine dokunurcasına zaman zaman hırçın zaman zaman durgun, kimi zaman meydan okuyan çoğu zaman ise inatlaşan mavinin her tonunu barındıran güneşi dalgalarında kaybeden uzun bir deniz boyunca olursa bu arkadaşlık. Şehir şehir koklarsın bu arkadaşlığı ta ki varmak istediğine kavuşana dek.
Trabzon..
Trabzon’a yavaştan yaklaştığınızda küçük küçük tezgahlar görürsünüz, ince ince dizilmiş yeni yeni kurumaya başlayan yeşil kabuklarında fındıklar, o fındıkların oraya nasıl geldiğinin hikayesini anlatırcasına büyük köfünler, halatları yıpranmış. Sonra bu halatların omuzlarında izlerini bırakmış bir çift göz ile göz göze gelirsiniz, ilk defa gördüğünüz ama sanki mahşerde sırt sırtaymışçasına yabancılığı sıradanlaştırmış canından bir parçaymışçasına sizinle sohbete girişen bir çift göz. “Haçen burada ne araysun? Sen kimlerdansun? Buralara benzemeysun.” ardı arkası gelmeyen sorular, cevaplamaya yetişemediğiniz. Bedeni belki ama bakışları ya da o neşeye neşe kattığı sesi, kaç yaşında olduğunu tahmin etmenizi mümkün kılmaz.
Neşesini mi desem doğallığını mı alır yeşilinden ya da ruhunun delidolu özgürlüğünü mü mavisinden..
Karadeniz gibidir kadınının yüreği. Dalgalar sertleştiği vakit 10 inç İngiliz anahtarını da eline almasını bilir, yumuşadığında semaverinde çayını eksik etmemeyi de. Yaylada ocağı için odununu da kırar, hasat vakti çayını da.
Üslubunu da edebini de bir başka bilir.
Evladı için yaşamayı amaç bilir, hayattan kendi için istediği hiçbir şey kalmaz bir çocuğa anne olduğu vakit..
Ve sevdayı bir başka bilir Karadeniz kadını, gönülde bulamadığın güzelliği yüzde bulsan ne olur diyen bir anneannenin torunu olarak yazıyorum bu satırları.. Bir denizin dalgalarının kucakladığı gibi, güneşin her gün o dalgalara kavuşmak istemesi, geceninse özlemle sevdanın büyüklüğünü taçlandırması gibi.
Bir başka doğar, başka yaşar, başka sever Karadeniz kadını. Neşesi bol, kahkahaları hep en derinlerde saklanan masumiyet kadar beyaz olması dileğiyle..

Bir Cevap Yazın