Evlilik öncesinde, güçlü olmak erkeğin nazlı olmak kadının göreviymiş gibi bilinse de evlilik kavramı bu ifadelerin yerlerini bir güzel değiştirir, bunu kimse de inkar edemez.
Bir yuva kurulduktan sonra Kadın kendine böyle lüksler tanımaz tanıyamaz, ne yaşıyor ne kadar ağır yaşıyor, neyle savaşıyor olursa olsun. Onun, akışını devam ettirmesi gereken bir hayattan ziyade hayatlar vardır ve O da bunu yemin bilir..
Evde pişmeyi bekleyen yemeği, okula gönderilmesi gereken bir çocuğu, gömleklerinin ütülenmesi gereken eşi vardır mesela.. Sırf o evde pişmesi gereken bir tas yemek için bile dimdik ayakta durabilir, o yemek o evde pişmelidir..
Aldığı birçok ilacın yanında aklının en baş köşesindedir “Pazardan taze sebze alınacak, unutma!”.. 
Gülümsemeye takati kalmasa da ağlama lüksünü tanımaz kendine, ayakta durabileceği son noktaya kadar ayaktadır. İyi bilir, O düşerse yalnız düşmeyecektir sadece bir çift ayak değildir Ona ait olan..
Sürekli gülümsemesi gereken bir evladı vardır ki her şeyden önce bu yüzden ayakta durur.. Yavaş yavaş tükendiğini bilse de gülücüklerini asla tüketmez, elinden en son gülümsemek de gelse bu görevi de hakkıyla yerine getirir.. Belki de en çok bu yüzden cennet anaların ayaklarının altındadır.
Kadın mı güçlüdür erkek mi derseniz kesinlikle güçlü olanın kadın olduğunu bildiğiniz içindir bu sual.. Asıl güç eve ekmek getirmekten ziyade o evi aynı düzenle her koşulda ayakta tutabilmektir, zor ve kıymetli olan da budur zaten..

Bir Cevap Yazın

Su Perisi sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin