İstatistiğe neden ihtiyaç duyarız?
Aslında cevap oldukça net: Çünkü yaşadığımız hayat değişkenlik içerir.
Eğer süreçlerimiz her gün aynı sonucu verseydi, ekip üyeleri her koşulda aynı performansı sergilese, müşteri beklentileri sabit kalsa, makineler hiç sapma göstermese ve çevresel koşullar değişmese, istatistiğe ihtiyaç duymazdık elbette. Ama içinde var olduğumuz hayat böyle değil.
Bir üretim hattında fire oranı bir ay yüzde 1,5 iken, ertesi ay yüzde 2,4’e çıkabilir. Satışlar bir dönem hedefin üzerine çıkarken, sonraki ay belirgin şekilde gerileyebilir. Aynı ekip, aynı makine, aynı ürün ve aynı pazar koşulları olmasına rağmen sonuçlar değişir. İşte bu değişkenlik, istatistiğin tam merkezinde yer alır. Walter A. Shewhart’ın yıllar önce ifade ettiği gibi, “Değişkenlik, kalitenin düşmanıdır.” İstatistik; bu değişkenliği tanımlamak, analiz etmek ve yönetilebilir hale getirmek için vardır.
Peki değişkenlik nereden gelir?
Toplam değişkenliği basit bir denklemle ifade edebiliriz:
Toplam Değişkenlik = Açıklanabilen Değişkenlik + Tesadüfi(Rassal) Değişkenlik
Açıklanabilen değişkenlik; nedeni tespit edilebilen, kök sebep analiziyle ortaya çıkarılabilen dalgalanmalardır. Örneğin bir vardiyada kalite problemi yaşanıyorsa ve bunun operatör deneyimi, makine ayarları ya da hammadde farkı gibi nedenlerle açıklanabiliyorsa, bu açıklanabilen değişkenliktir. Buna karşılık, tüm koşullar aynı olmasına rağmen hâlâ belirli bir dalgalanma gözleniyorsa, bu da sürecin doğasında bulunan tesadüfi değişkenliktir.
Yönetici açısından kritik olan şudur:
Kontrol edebileceğimiz değişkenliği ayıklayıp, gerçek probleme odaklanmak. Çünkü kontrol edilebilen ile edilemeyeni karıştırmak, yanlış kararların en temel nedenlerinden biridir. W. Edwards Deming’in vurguladığı gibi, “Yönetimin görevi sistemi iyileştirmektir; insanlar sistemin içinde çalışır.” Yani çoğu problem bireysel hatalardan ziyade sistem kaynaklıdır ve bu ancak istatistiksel düşünceyle görülebilir.
Bu noktada istatistiksel düşünmeyi yalnızca teknik bir analiz yöntemi olarak değil, aynı zamanda belirsizliği yönetme sanatı olarak ele almak gerekir. Tek bir gözleme bakarak karar vermek, süreci anlamak değildir; sadece anlık bir fotoğrafa bakmaktır. Oysa yöneticinin ihtiyacı olan şey, sürecin zaman içindeki davranışını görebilmektir.
Yıllar içinde edindiğim en önemli yönetim çıkarımlarından biri şudur: Değişkenliği anlamayan yönetici süreci yönetemez; süreci yönetemeyen yönetici ise sonucu yönetemez. Bu nedenle yönettiğim organizasyonlarda her zaman iki temel noktaya odaklandım:
- açıklanabilen değişkenliği sistematik olarak azalt
- tesadüfi değişkenliği tanımla ve kontrol altına al
Unutulmaması gereken önemli bir nokta şudur: Değişkenlik tek bir ölçümde değil, tekrarlı gözlemlerde ortaya çıkar. İstatistik, deterministik yani kesin sonuçlar üreten durumlarla değil, rassallık içeren sistemlerle ilgilenir. Peter Drucker’ın meşhur sözüyle ifade edersek, “Ölçemediğin şeyi yönetemezsin.” Ancak bir adım daha ileri gitmek gerekir: Ölçtüğünü anlamıyorsan, yönettiğini zannedersin. İstatistik, işte tam olarak bu yanılgıyı ortadan kaldırmak için vardır.


Bir Cevap Yazın